Hangi Beyin?

Bundan önceki yazıları eğer okuduysanız yazılarda genellikle insan ve çevre arasındaki etkileşim üzerine vurgu yapıldığını fark etmişsinizdir. Ancak insan, yalnızca çevresinin değil kendi fizyolojisinin de etkisi altındadır. Bu nedenle bu yazıda duygularımızın, düşüncelerimizin ve davranışlarımızın önemli bir belirleyicisi olan beyin yapısının ergenlik dönemindeki özellikleri hakkında bilgilere erişeceksiniz.

Buna neden gerek var?

İnsan zihni için tutarlılık çok önemlidir. İnsan, neden-sonuç ilişkisi kurarak hayatı kavramaya çalışan bir canlıdır. Ancak bazen davranışlarımızın, hislerimizin ve düşüncelerimizin nedenlerini anlamakta zorlanırız. Çoğu zaman bu davranışlarımızda beynimizin geçirdiği fizyolojik değişimler etkili olabilir. Ergenlik dönemindeki beyin yapısını anlayabilirsek, bu dönemdeki davranışlarımızı anlamlandırmamız daha kolay olabilir.

  • Alt beyin-Üst Beyin

Beynimiz her ne kadar bir bütün halinde çalışsa da her işlevlerin belirli merkezleri vardır. En temel ayrım alt beyin ve üst beyin ayrımıdır. Alt beyin, “ilkel beyin” veya “hayvan beyni” olarak da adlandırılır. Organların işlevini yerine getirmesinde, reflekslerde ve duygusal tepkisel tepkilerimizde etkilidir. Bir stres durumunda ilk olarak alt beyin harekete geçer ve “savaş ya da kaç” ilkesiyle davranmamıza neden olur. Korku, sevinç, haz alma, kaygı gibi duygular alt beynin işlevidir. Hayvanlarda ve yeni doğan bebeklerde alt beyin daha aktiftir.

Diğer kavram ise üst beyindir. Alt beyni kaplayan girintili gri tabaka üst beyin olarak adlandırılır. Hayvanlarda da bu tabaka bulunsa bile insanlardaki kadar gelişmiş değildir. Genellikle düşünce merkezi olarak da adlandırılır. Düşünme, karar verme, kısa süreli hafıza, bilgilerin işlenmesi, yorumlanması gibi görevleri vardır. Üst beyin yukarıdaki resimdeki gibi 4 farklı bölgeye ayrılır. Ancak bu yazıda yalnızca “Frontal Lobe” (ön beyin) olarak adlandırılan bölgeyle ilgili bilgilerle karşılaşacaksınız. Beynin diğer bölümleriyle ilgili bilgiye erişmek için bu bağlantıdaki oynatma listesini izleyebilirsiniz. “Frontal Lob” gelecek hakkında düşünmek, plan yapmak, karar vermek, riskleri hesaplamak, belirli davranışları kısıtlamak, davranışları kontrol etmek ile ilgili süreçlere yön verir. 20’li yaşlarda gelişimini tamamlar. Diğer bir deyişle 20 yaş öncesinde bireyin muhakeme becerisini belirleyen bu kısım halen gelişim halindedir ve tamamlanmış değildir.

  • Gelişen Beyin

Şimdi içinde bulunduğunuz yaşantıyı göz önüne getirin. Aileniz ve öğretmenleriniz, geleceğinizle ilgili sizin bir şeyler yapıyor olmanızı istiyor. Hedef belirlemenizi, hedeflerinize uygun şekilde çalışmanızı, çocuksu olabilecek davranışlarınızı terk etmenizi bekliyorlar. Siz ise gelecekle ilgili hedefler yerine hayallerinizi tercih ediyor olabilirsiniz. Hedefleriniz olsa ve bu hedeflere nasıl ulaşacağınızı bilseniz dahi kendinizi anlamsız işler yapıyorken bulabilirsiniz. Yarınki sınava çalışmak yerine gününüzün önemli bir zamanını sosyal medyada videolar izleyerek geçiriyor olabilirsiniz. Bu davranışınız aileniz ve öğretmenleriniz tarafından sorumsuzluk, keyif düşkünlüğü, miskinlik, umursamazlık olarak adlandırılabilir. Ancak bu davranışın bilimsel açıklaması ise beyninizin halen alt beyin kısmı yani haz merkezinin daha aktif olması ve üst beyninizin yeterince gelişmemiş olmasıdır. Yani gelecek planlaması yapan, risk analizi yapan, plan ve programlamadan sorumlu kısmınız henüz gelişmemiştir ve ders çalışmak için kendinizi pek de ikna edemiyor olabilirsiniz. Bu durumlarda kendinizi suçlu hissetseniz dahi davranışınızı değiştirmekte zorlanabilirsiniz. Ama unutmayın anne-babalarınız, öğretmenleriniz ve etrafınızdaki yetişkinler de bu süreci yaşadı.

  • Cesur Beyin

Toplumumuzda yaygın kullanılan bir deyim vardır: “Cahil cesareti” Bu deyim aslında ergenlik döneminde ortaya çıkan riskli ve kontrolsüz davranışları betimlemek için oldukça kullanışlı bir deyimdir. Çünkü ergenlik döneminde henüz üst beyin gelişimini tamamlamadığı için muhakeme yeteneği oldukça zayıftır. Aynı zamanda haz arayışı üst seviyededir. Yoğun haz arayışı ve kontrol gücü düşük olan bir üst beyin sahibi ergenlerde riskli davranışlar sıkça karşılaşılır. Ani öfke patlamaları ve kavgalar, sosyal medyada küfür ve hakaret içerikli paylaşımlar, yetişkinlere meydan okuyucu tavırlar, adrenalin seviyesi yüksek sporlar ve bedensel faaliyetler… Göz göre göre işlenen disiplin suçları, bilişim suçları… Bazen öğrenciler öylesine cüretkar eylemlerde bulunuyor ki eylemin sonunda kendini dahi bunu nasıl yaptığını anlayamıyor. Kendisine dahi mantıksız gelen eylemleri yapıvermiş oluyor. Bu tür davranışlardan sonra kişi bir yandan kendini “aptal gibi” hissederken diğer taraftan buna nasıl cesaret ettiğini de sorgular. Disiplin olayları, suça karışma bu dönemlerde sıklıkla görülür. Cesaret olarak görülen birçok davranışın altında aslında muhakeme yetersizliği diğer bir anlamda gelişmemiş bir ön beyin yapısı vardır.

  • Öğrenen Beyin

Beyin faaliyetleri beyin hücrelerinin (nöron) etkileşimleriyle oluşur. Öğrenme dediğimiz süreç bu beyin hücrelerinin birbirleriyle bağlantı kurmasıyla meydana gelir. Hücreleri tek tek bilgisayarlar gibi düşündüğünüzde bilgisayarların bir ağ ile birbirine bağlanma süreci bir öğrenme mekanizmasını ifade eder. Bu ağlar ne kadar sık ve hücreler arası bağlantı ne kadar fazla hem öğrenme daha kalıcı olur hem de yeni bilgileri öğrenme süreci daha kolay olur. Her ne kadar öğrenme yaşam boyu devam etse de nöronlar arasındaki iletişim hızını miyelin denilen bir doku sağlar. Bu doku ne kadar fazla ise beyin hücrelerinin bağlantı kurma hızı o kadar fazladır. Dolayısıyla öğrenme de daha hızlıdır. Ve burada bilmeniz gereken en önemli nokta ergenlik döneminde miyelinasyon oldukça hızlıdır. Diğer bir değişle herhangi bir şeyi öğrenmek için ergenlik dönemi en verimli dönemlerden biridir. Çünkü beyin fizyolojik olarak buna hazırdır. Bireyin yaşama yönelik bakış açısı, düşünme yapısı genellikle bu dönemde elde edilen bilgi demetleriyle şekillenir. Düşüncelerin genel hatlarını tanımak, kavramları öğrenmek, genel kültür bilgilerine erişmek, dil öğrenmek için ideal bir dönemdir.

Yine bu dönemde görülen en önemli özelliklerden biri de beynin budama işlevidir. Dış uyaranlardan birçok bilgi ediniriz ancak beyin bunları hepsini muhafaza etmez. Kullanılmayan bilgiler zihinden bu dönemde temizlenir. Zayıf bağlantılar kesilir. Diğer bir değişle eğer beyindeki bazı nöronlar diğer nöronlarla bağlantısı kaldıysa bu nöronlar ölür. Ağ bağlantısından düşen bir bilgisayarın imha edilmesi gibi düşünebilirsiniz. Bu nedenle tekrar edilmeyen, işlenmeyen, kullanılmayan bilgiler zamanla zihninizden silinir. Beyin bu dönemde her ne kadar öğrenmeye açık olsa dahi kullanmayan bilgilerin silinmesi öğrenme üzerine bir tehdit olarak da düşünülebilir.

  • Papağan Beyin

Dikkat çekmesi açısından biraz cüretkar bir alt başlık kullandım. Ergenlik dönemi beyin gelişiminin devam ettiği aynı zamanda bireyin benlik imajını ve çevresinin kendisiyle ilgili izlenimlerini en çok merak ettiği dönemdir. Bu merak yalnızca köşeye çekilip kendini düşünmekle kalmaz bireyin kendini gösterme merakını da tetikler. Kendini bir an önce bir yetişkin gibi ortaya koymaya çabalar. Bu nedenle yalnızca fiziksel görüntüsüyle değil fikirleriyle de yetişkin dünyasına dahil olmayı hedefler. Ancak beynin muhakeme bölgesinin henüz gelişiyor olması, yeterli yaşam tecrübesinin olmaması, kıyaslama yapılacak düzeyde bilgi dağarcığına sahip olunmaması bu isteği kısmen engeller. Yetişkin görünme arzusu ve yetersiz alt yapı, bireyin kendini ortaya koyacak fikirleri dışarıdan kopyalamasına neden olur. Ergenlik dönemindeki çoğu birey savunduğu fikirleri derin bir düşünce süzgecinden geçirmek yerine başkalarından transfer ederek almıştır. Bu nedenle ergenlik döneminde yapılan fikir tartışmaları bir süre sonra duygusal bir tartışmaya döner. Fanatizmin en yoğun olduğu dönemlerden biridir. Bu durum bireyi yetişkin dünyasına bir ölçüde dahil eder ve bir ölçüde soyut konulara yönelmesini sağlar. Ancak savunulan fikirlerin içsel bir alt yapısı olmadığı için savunulan fikirler kolayca yıkılabilir. Bu yıkımla karşılaşmak istemeyen bireyler düşünmeye ve tartışmaya kendini kapatarak daha korumacı, taassup bir yapıya bürünebilir.

  • Öneriler
  1. Duygusal tepkilerini kabullen: Korku, üzüntü, panik, öfke gibi duygularını yönetmeyi istiyor olabilirsin. Bu birey için gerekli bir beceridir. Ancak içinde bulunduğun dönemde duygularını kontrol etmekte başarısız olabilirsin. Bu oldukça doğal ve olağan bir süreçtir. Çünkü beynin henüz fizyolojik olarak halen gelişim sürecinde.
  2. Plansızlık tuzağına düşme: Geleceğini tasarlamaman veya kendin için bir şeyler yapmamanda beyin fizyolojisinin etkisi büyük. Ancak bu davranışlarının nedenini “hayattan keyif almamak”, “hayatı umursamamak” gibi algılamak yerine gelişim özelliği olarak değerlendirmen yararlı olur. Depresif veya karamsar değil; yaşadığın gelişim sürecinin etkisi altında bir kişi olabilirsin. Değiştirmen gereken davranışları kişiliğinin tamamı olarak algılaman süreçle baş etme becerini zayıflatır. Plan yapmakta zorlanıyorsa senin için yapılan planlara ve tavsiyelere uyman yararlı olabilir.
  3. Düşünmeye öncelik ver: Hem meraklı hem de risk hesabı yapma konusunda dezavantajlı bir dönemdesin. Birçok cesur hata yapabilir, hatta suça karışabilirsin. Bu dönemlerde suçtan tek başına sıyrılmak yerine kendini yakın hissettiğin yetişkinlerden destek isteyebilirsin. Dürüst ve saydam olmak ilk başta korkutucu olsa da en kesin ve en iyi çözüm yoludur. Herhangi bir riskli durumla karşılaştığında her ne yapmış olursan ol rehberlik servisi ile iletişime geçmekten çekinme. Gizlilik konusunda endişelerin varsa anlatmadan önce bu endişelerini dile getir. Bazen telafisi çok kolay olabilecek hatalar yardım isteme becerisindeki eksiklik veya yanlış tercih sebebiyle telafisi mümkün olmayan süreçlere sebep olabiliyor. Destek istemekten çekinme.
  4. Oku-dinle-düşün: Merakının ve öğrenme becerinin en yüksek olduğunu dönemdesin. Böyle bir dönem yaşamın boyunca belki bir daha eline geçmeyecek. Münevver bir kişi olabilmek, kültür sahibi olabilmek, kendini çok yönlü geliştirebilmek için bu dönemde araştırmaktan, öğrenmekten geri durma. Kitaplarla çok sıkı dostluk kurmak için en elverişli dönemdesin.
  5. Kendinle tartış: Savunduğun fikirlerin ne kadarının sana ait olduğunu düşün. Ezberden ve taklit bazı dönemlerde hayat kurtarıcı olsa da bunlar kısa vadeleri çözümlerdir. Savunduğun, düşündüğün, iddia ettiğin her fikri geniş bir yelpazede değerlendirmeye çalış. Zaman zaman meselelere tek düze yaklaştığın olabilir. Bunları fark edebilmeye çalış
  6. Yetişkinleri eleştir ve güven: Yetişkinleri eleştir, değerlendir, doğrularını-yanlışlarını gör ancak onların tecrübelerine ve tavsiyelerine bazen güvenmen gerekir. Yetişkinlerin kılavuzluğunu bazen kabul etmek senin için daha yararlı olabilir. Birey olabilmek için direksiyonu eline almak gerekir ancak bu dönemlerde zaman zaman direksiyonun başına başkalarının geçmesine izin vermen veya onlardan tavsiye istemen yararlı olabilir.
  7. Konuyla ilgili aşağıdaki eğitici videoları izleyebilirsin

Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑