Onlar Büyüyor (mu?)

Her anne-babanın çocuğu ile ilgili beklentisi onun yaşama adapte olması, zorluklara karşı direnebilmesi, dayanıklı olması ve bir şekilde hem kendine hem de insanlara yarar sağlayabilmesidir. Bu nedenle çocukların yaşam yolunda karşılaşacağı güçlüklerle baş edebilmesini umut eder. Herhangi bir stres anında pes etmemesi, değişen şartlara göre kendini değiştirebilmesi ama ilkelerini ve prensiplerini zorluklar adına terk etmemesi, tüm bunları yaparken refah içinde yaşaması, yaşadığı zorlayıcı duygulardan bir an önce çıkabilmesi her ailenin çocuğu ile ilgili beklentisidir.

Her ne kadar çocukların doğuştan getirdiği kişilik özellikleri olsa da anne-babanın davranışı çocuğun kişiliğinin gelişmesinde oldukça etkilidir. Aynı zamanda anne-babanın sorunlarla baş etme becerisi de çocuklar tarafından kolayca benimsenen ve kopya edilen bir beceridir. Bu nedenle çocuk eğitiminde ebeveynlerin söylemleri kadar davranışları da oldukça önemlidir.

Ailelerin çocukların baş etme becerilerini etkileyen doğruları ve yanlışları söz konusudur. Çoğu aile çocuğunun üzüntü, keder, karamsarlık, öfke, kaygı, korku duygusunu hissetmesini istemez. Bu nedenle bazen bu duyguların ortaya çıkmaması için çocukları yaşamdan geri tutar, bazen bu duyguları reddederek yokmuş gibi davranış bazen ise görmezden gelir. Öncelikle kabul etmek gerekir ki her ne kadar biz çocuklarımızla ilgili iyi temenniler duysak bile onların da bir kalbi var ve onlar da insana iyi hissettirmeyen duygular yaşayacaklar. Bu duyguları hemen ortadan kaldırmak yerine bu duyguları derinlemesine bir şekilde kabul etmek, etkili bir şekilde dinlemek, kabul etmek ve saygı duymak çocukların hissettiği en önemli ihtiyaçlardan biridir. Bir çok genç duygularının ailesi tarafından anlaşılmamasından dolayı kendi duygularıyla nasıl yaşayacağını bilmemekte ve kaygı bozukluğu yaşamaktadır. Bu ise gençlerin yaşamında ciddi bir zafiyet oluşturmakta dayanıklılığını azaltmaktadır.

Bir çok aile ebeveynlik ile ilgili kendi yetersizliğini kabul etmek istemez ve devam ettirdiği davranış kalıbından vaz geçmez. Bu durum çocuğun aile içinde kendini yalnız ve güçsüz hissetmesine neden olur. Halbuki ebeveynlik de tecrübe ve bilgi birikimine bağlı bir beceridir. Anne-baba olarak çocuktan yetersizliği gizlemek, duyguları açık etmemek, kendini paylaşmamak, kendini ifade etmemek, güçlü görünmeye çalışmak, sürekli kontrollü bir duruş sergilemek çocuğun gözünde ailenin samimiyetsiz olduğu izlenimini uyandırır.

Bazen aileler çocuklarının büyümekte olduğunun farkına varmaz ihtiyaçlarını yaş dönemlerine göre tahlil edemez. Bazı dönemlerde çocukların yalnız kalmaya bazı dönemlerde sosyalleşmeye bazı dönemlerde dinlenmeye bazı dönemlerde çok çalışmaya ihtiyaçları olabilir. Ancak onları sürekli bir davranış kalıbında görme ihtiyacı ailelerde genel bir eğilimdir. Bu ise çocuk ve aile arasında sürekli bir çatışmaya neden olabilir.

Ailelerin çocuklara yapacağı en büyük iyiliklerden birisi onu belirli bir kalıba sokmaya çalışmaktan vazgeçmeleri ve onlara samimi bir biçimde isteklerini ifade etmeleridir. Her birey kendine özgü farklılıklarla doğar ve kendi yolunda yaşamına devam eder. Nasıl ki yürümeyi öğrenirken zaman zaman düşüp bedenlerini incittilerse yetişkinlikte de hatalar ve yanlışlar yaparak kalplerini incitecekler ve yaşamayı bu şekilde öğrenecekler. Siz onlara yürümeyi öğretmediniz ama güvenli bir şekilde yürümeyi denemesini sağladınız. Tehlikeleri uzaklaştırdınız, düştüğü yerden kalkması için destek oldunuz, cesaret verdiniz, moral verdiniz, acısına ortak oldunuz. Şimdi de ona yaşamayı siz öğretemeyeceksiniz ancak destek istediğinde, canı yandığında etrafında sizleri görmek isteyecektir. Onlara düştüğü için kızmayın. Yürümeyi öğrenmekten çekiniyorlarsa cesaret verin. Sürekli aynı yere takılıyorlarsa engelleri hatırlatın. Bazen geri çekilin bazen çok yaklaşın. Ama her ne olursa olsun ne vereceğinize değil onun neye ihtiyaç duyduğuna bakın.

Çocuklar

“Sizlerin çocukları sizlerin çocukları değildir.
Onlar kendi yolunu izleyen Hayat’ın oğulları ve kızlarıdır.
Onlar sizin aracılığınızla gelirler, ama sizde kalmazlar.
Siz onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.”

“Siz onlara, onların kendi yolunu izlemeleri için örnek olabilirsiniz,
ama yolun ne olduğunu söylemeye kalkışmayın.
Çünkü onların yolunun sonu, sizin yolunuzun başlangıcıdır.”

“Çocuklarınızı sevin ama onları kendi beklentileriniz doğrultusunda değil,
kendi benliklerinin doğrultusunda sevin.
Onlar kendi yollarını çizeceklerdir.”

Halil Cibran

Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

Bu sizin yeni siteniz mi? Yönetici özelliklerini etkinleştirmek ve bu mesajı kapatmak için oturum açın
Giriş